Havakuk 1חבקוק א
17 ayet, tamamı Türkçe. İbranice bir kelimeye dokunarak gematria değerini görebilirsiniz.
2
עַד־אָ֧נָה יְהֹוָ֛ה שִׁוַּ֖עְתִּי וְלֹ֣א תִשְׁמָ֑ע אֶזְעַ֥ק אֵלֶ֛יךָ חָמָ֖ס וְלֹ֥א תוֹשִֽׁיעַ׃
Ne zamana dek, ey Hashem, yardım için haykıracağım da Sen duymayacaksın? "Zorbalık!" diye Sana feryat ediyorum, ama kurtarmıyorsun.
3
לָ֣מָּה תַרְאֵ֤נִי אָ֙וֶן֙ וְעָמָ֣ל תַּבִּ֔יט וְשֹׁ֥ד וְחָמָ֖ס לְנֶגְדִּ֑י וַיְהִ֧י רִ֦יב וּמָד֖וֹן יִשָּֽׂא׃
Neden bana haksızlık gösteriyor, sıkıntıya bakmamı sağlıyorsun? Yıkım ve zorbalık önümde; kavga var, çekişme yükseliyor.
4
עַל־כֵּן֙ תָּפ֣וּג תּוֹרָ֔ה וְלֹא־יֵצֵ֥א לָנֶ֖צַח מִשְׁפָּ֑ט כִּ֤י רָשָׁע֙ מַכְתִּ֣יר אֶת־הַצַּדִּ֔יק עַל־כֵּ֛ן יֵצֵ֥א מִשְׁפָּ֖ט מְעֻקָּֽל׃
Bu yüzden Tora gevşiyor, adalet hiçbir zaman çıkmıyor; çünkü kötü kişi doğru kişiyi kuşatıyor; bu yüzden adalet çarpık çıkıyor.
5
רְא֤וּ בַגּוֹיִם֙ וְֽהַבִּ֔יטוּ וְהִֽתַּמְּה֖וּ תְּמָ֑הוּ כִּי־פֹ֙עַל֙ פֹּעֵ֣ל בִּימֵיכֶ֔ם לֹ֥א תַאֲמִ֖ינוּ כִּ֥י יְסֻפָּֽר׃
Uluslar arasına bakın, gözlemleyin ve çok şaşırın; çünkü sizin günlerinizde bir iş yapıyorum; anlatılsa inanmazdınız.
6
כִּֽי־הִנְנִ֤י מֵקִים֙ אֶת־הַכַּשְׂדִּ֔ים הַגּ֖וֹי הַמַּ֣ר וְהַנִּמְהָ֑ר הַהוֹלֵךְ֙ לְמֶרְחֲבֵי־אֶ֔רֶץ לָרֶ֖שֶׁת מִשְׁכָּנ֥וֹת לֹּא־לֽוֹ׃
Çünkü işte Kasdim'i, kendine ait olmayan konutları ele geçirmek için yeryüzünün genişliklerine yürüyen acımasız ve atak ulusu ayaklandırıyorum.
7
אָיֹ֥ם וְנוֹרָ֖א ה֑וּא מִמֶּ֕נּוּ מִשְׁפָּט֥וֹ וּשְׂאֵת֖וֹ יֵצֵֽא׃
O dehşetli ve korkunçtur; hukuku ve üstünlüğü kendisinden çıkar.
8
וְקַלּ֨וּ מִנְּמֵרִ֜ים סוּסָ֗יו וְחַדּוּ֙ מִזְּאֵ֣בֵי עֶ֔רֶב וּפָ֖שׁוּ פָּרָשָׁ֑יו וּפָֽרָשָׁיו֙ מֵרָח֣וֹק יָבֹ֔אוּ יָעֻ֕פוּ כְּנֶ֖שֶׁר חָ֥שׁ לֶאֱכֽוֹל׃
Atları parslardan hızlı, akşam kurtlarından yırtıcıdır; atlıları dört nala koşar; atlıları uzaktan gelir; yemeğe atılan kartal gibi uçarlar.
9
כֻּלֹּה֙ לְחָמָ֣ס יָב֔וֹא מְגַמַּ֥ת פְּנֵיהֶ֖ם קָדִ֑ימָה וַיֶּאֱסֹ֥ף כַּח֖וֹל שֶֽׁבִי׃
Hepsi zorbalık için gelir; yüzlerinin yönü doğu rüzgârı gibi ileridir; tutsakları kum gibi toplar.
10
וְהוּא֙ בַּמְּלָכִ֣ים יִתְקַלָּ֔ס וְרֹזְנִ֖ים מִשְׂחָ֣ק ל֑וֹ ה֚וּא לְכָל־מִבְצָ֣ר יִשְׂחָ֔ק וַיִּצְבֹּ֥ר עָפָ֖ר וַֽיִּלְכְּדָֽהּ׃
Krallarla alay eder, önderler onun için eğlencedir; her kaleye güler, toprak yığıp onu ele geçirir.
11
אָ֣ז חָלַ֥ף ר֛וּחַ וַֽיַּעֲבֹ֖ר וְאָשֵׁ֑ם ז֥וּ כֹח֖וֹ לֵאלֹהֽוֹ׃
Sonra rüzgâr gibi değişir, geçer ve suçlu olur; çünkü gücünü kendi ilahı sayar.
12
הֲל֧וֹא אַתָּ֣ה מִקֶּ֗דֶם יְהֹוָ֧ה אֱלֹהַ֛י קְדֹשִׁ֖י לֹ֣א נָמ֑וּת יְהֹוָה֙ לְמִשְׁפָּ֣ט שַׂמְתּ֔וֹ וְצ֖וּר לְהוֹכִ֥יחַ יְסַדְתּֽוֹ׃
Sen eskiden beri değil misin, ey Hashem, Elokim'im, Kutsal Olan'ım? Ölmeyeceğiz; ey Hashem, onu yargı için koydun; ey Kaya, onu azarlamak için kurdun.
13
טְה֤וֹר עֵינַ֙יִם֙ מֵרְא֣וֹת רָ֔ע וְהַבִּ֥יט אֶל־עָמָ֖ל לֹ֣א תוּכָ֑ל לָ֤מָּה תַבִּיט֙ בּֽוֹגְדִ֔ים תַּחֲרִ֕ישׁ בְּבַלַּ֥ע רָשָׁ֖ע צַדִּ֥יק מִמֶּֽנּוּ׃
Gözlerin kötülüğü görmeyecek kadar temizdir, haksızlığa bakamazsın; öyleyse neden hainlere bakıyorsun, kötü kişi kendisinden daha doğru olanı yutarken susuyorsun?
14
וַתַּעֲשֶׂ֥ה אָדָ֖ם כִּדְגֵ֣י הַיָּ֑ם כְּרֶ֖מֶשׂ לֹא־מֹשֵׁ֥ל בּֽוֹ׃
İnsanları denizin balıkları gibi, başında yöneticisi olmayan sürüngenler gibi yaptın.
15
כֻּלֹּה֙ בְּחַכָּ֣ה הֵֽעֲלָ֔ה יְגֹרֵ֣הוּ בְחֶרְמ֔וֹ וְיַאַסְפֵ֖הוּ בְּמִכְמַרְתּ֑וֹ עַל־כֵּ֖ן יִשְׂמַ֥ח וְיָגִֽיל׃
Hepsini oltayla çekip çıkarıyor, ağıyla sürüklüyor, serpme ağında topluyor; bu yüzden sevinip coşuyor.
16
עַל־כֵּן֙ יְזַבֵּ֣חַ לְחֶרְמ֔וֹ וִֽיקַטֵּ֖ר לְמִכְמַרְתּ֑וֹ כִּ֤י בָהֵ֙מָּה֙ שָׁמֵ֣ן חֶלְק֔וֹ וּמַאֲכָל֖וֹ בְּרִאָֽה׃
Bu yüzden ağına kurban kesiyor, serpme ağına buhur yakıyor; çünkü onlar sayesinde payı yağlı, yiyeceği besilidir.
17
הַ֥עַל כֵּ֖ן יָרִ֣יק חֶרְמ֑וֹ וְתָמִ֛יד לַהֲרֹ֥ג גּוֹיִ֖ם לֹ֥א יַחְמֽוֹל׃
Bu yüzden ağını boşaltıp durmadan ulusları acımasızca mı öldürecek?