Havakuk 2חבקוק ב
20 ayet, tamamı Türkçe. İbranice bir kelimeye dokunarak gematria değerini görebilirsiniz.
1
עַל־מִשְׁמַרְתִּ֣י אֶֽעֱמֹ֔דָה וְאֶֽתְיַצְּבָ֖ה עַל־מָצ֑וֹר וַאֲצַפֶּ֗ה לִרְאוֹת֙ מַה־יְדַבֶּר־בִּ֔י וּמָ֥ה אָשִׁ֖יב עַל־תּוֹכַחְתִּֽי׃
Nöbet yerimde duracağım, kale üzerinde yerimi alacağım; bana ne söyleyeceğini, azarıma ne yanıt vereceğimi görmek için gözleyeceğim.
2
וַיַּעֲנֵ֤נִי יְהֹוָה֙ וַיֹּ֔אמֶר כְּתֹ֣ב חָז֔וֹן וּבָאֵ֖ר עַל־הַלֻּח֑וֹת לְמַ֥עַן יָר֖וּץ ק֥וֹרֵא בֽוֹ׃
Hashem bana yanıt verip dedi: "Görümü yaz, levhalar üzerine açıkça işle ki okuyan kolayca okuyabilsin.
3
כִּ֣י ע֤וֹד חָזוֹן֙ לַמּוֹעֵ֔ד וְיָפֵ֥חַ לַקֵּ֖ץ וְלֹ֣א יְכַזֵּ֑ב אִם־יִתְמַהְמָהּ֙ חַכֵּה־ל֔וֹ כִּי־בֹ֥א יָבֹ֖א לֹ֥א יְאַחֵֽר׃
Çünkü görüm belirlenmiş zaman içindir, sona doğru konuşur ve yalan söylemez; gecikse bile onu bekle; çünkü kesinlikle gelecek, gecikmeyecek.
4
הִנֵּ֣ה עֻפְּלָ֔ה לֹא־יָשְׁרָ֥ה נַפְשׁ֖וֹ בּ֑וֹ וְצַדִּ֖יק בֶּאֱמוּנָת֥וֹ יִֽחְיֶֽה׃
İşte kibirli olanın canı içinde doğru değildir; doğru kişi ise imanıyla yaşayacak.
5
וְאַף֙ כִּֽי־הַיַּ֣יִן בֹּגֵ֔ד גֶּ֥בֶר יָהִ֖יר וְלֹ֣א יִנְוֶ֑ה אֲשֶׁר֩ הִרְחִ֨יב כִּשְׁא֜וֹל נַפְשׁ֗וֹ וְה֤וּא כַמָּ֙וֶת֙ וְלֹ֣א יִשְׂבָּ֔ע וַיֶּאֱסֹ֤ף אֵלָיו֙ כָּל־הַגּוֹיִ֔ם וַיִּקְבֹּ֥ץ אֵלָ֖יו כָּל־הָעַמִּֽים׃
Üstelik şarap hain, kibirli adamı aldatır; o yerinde durmaz; Şeol gibi iştahını genişletir, ölüm gibi doymaz; bütün ulusları kendine toplar, bütün halkları kendine bir araya getirir.
6
הֲלוֹא־אֵ֣לֶּה כֻלָּ֗ם עָלָיו֙ מָשָׁ֣ל יִשָּׂ֔אוּ וּמְלִיצָ֖ה חִיד֣וֹת ל֑וֹ וְיֹאמַ֗ר ה֚וֹי הַמַּרְבֶּ֣ה לֹּא־ל֔וֹ עַד־מָתַ֕י וּמַכְבִּ֥יד עָלָ֖יו עַבְטִֽיט׃
Bunların hepsi ona karşı bir mesel, ona dair alaycı bir şiir ve bilmeceler söylemeyecek mi? Diyecekler: 'Vay kendisinin olmayanı çoğaltanın başına! Ne zamana dek? Üzerine rehin yükünü ağırlaştıranın başına!'
7
הֲל֣וֹא פֶ֗תַע יָק֙וּמוּ֙ נֹֽשְׁכֶ֔יךָ וְיִקְצ֖וּ מְזַעְזְעֶ֑יךָ וְהָיִ֥יתָ לִמְשִׁסּ֖וֹת לָֽמוֹ׃
Seni ısıranlar ansızın kalkmayacak mı? Seni sarsanlar uyanmayacak mı? Onlara yağma olacaksın.
8
כִּֽי־אַתָּ֤ה שַׁלּ֙וֹתָ֙ גּוֹיִ֣ם רַבִּ֔ים יְשָׁלּ֖וּךָ כָּל־יֶ֣תֶר עַמִּ֑ים מִדְּמֵ֤י אָדָם֙ וַֽחֲמַס־אֶ֔רֶץ קִרְיָ֖ה וְכָל־יֹ֥שְׁבֵי בָֽהּ׃
Çünkü sen birçok ulusu yağmaladın, halkların bütün geri kalanı da seni yağmalayacak; insan kanı, ülkeye, kente ve orada oturanların hepsine yapılan zorbalık yüzünden.
9
ה֗וֹי בֹּצֵ֛עַ בֶּ֥צַע רָ֖ע לְבֵית֑וֹ לָשׂ֤וּם בַּמָּרוֹם֙ קִנּ֔וֹ לְהִנָּצֵ֖ל מִכַּף־רָֽע׃
Vay kötülükten erişilmez olsun diye yuvasını yükseğe kurmak için evine haksız kazanç sağlayanın başına!
10
יָעַ֥צְתָּ בֹּ֖שֶׁת לְבֵיתֶ֑ךָ קְצוֹת־עַמִּ֥ים רַבִּ֖ים וְחוֹטֵ֥א נַפְשֶֽׁךָ׃
Birçok halkı yok ederek evine utanç tasarladın, canına karşı günah işledin.
11
כִּי־אֶ֖בֶן מִקִּ֣יר תִּזְעָ֑ק וְכָפִ֖יס מֵעֵ֥ץ יַעֲנֶֽנָּה׃
Çünkü duvardaki taş haykıracak, ağaçtaki kiriş ona yanıt verecek.
12
ה֛וֹי בֹּנֶ֥ה עִ֖יר בְּדָמִ֑ים וְכוֹנֵ֥ן קִרְיָ֖ה בְּעַוְלָֽה׃
Vay kanla kent yapanın, haksızlıkla kasaba kuranın başına!
13
הֲל֣וֹא הִנֵּ֔ה מֵאֵ֖ת יְהֹוָ֣ה צְבָא֑וֹת וְיִֽיגְע֤וּ עַמִּים֙ בְּדֵי־אֵ֔שׁ וּלְאֻמִּ֖ים בְּדֵי־רִ֥יק יִעָֽפוּ׃
Halkların ateş için yorulması, ulusların boşuna tükenmesi Hashem Tseva'ot'tan değil mi?
14
כִּ֚י תִּמָּלֵ֣א הָאָ֔רֶץ לָדַ֖עַת אֶת־כְּב֣וֹד יְהֹוָ֑ה כַּמַּ֖יִם יְכַסּ֥וּ עַל־יָֽם׃
Çünkü sular denizi nasıl örterse, yeryüzü de Hashem'in yüceliğini bilmekle dolacak.
15
ה֚וֹי מַשְׁקֵ֣ה רֵעֵ֔הוּ מְסַפֵּ֥חַ חֲמָתְךָ֖ וְאַ֣ף שַׁכֵּ֑ר לְמַ֥עַן הַבִּ֖יט עַל־מְעוֹרֵיהֶֽם׃
Vay komşusuna içki içiren, öfkesini katıp onu sarhoş eden, çıplaklıklarına bakmak isteyenin başına!
16
שָׂבַ֤עְתָּ קָלוֹן֙ מִכָּב֔וֹד שְׁתֵ֥ה גַם־אַ֖תָּה וְהֵעָרֵ֑ל תִּסּ֣וֹב עָלֶ֗יךָ כּ֚וֹס יְמִ֣ין יְהֹוָ֔ה וְקִיקָל֖וֹן עַל־כְּבוֹדֶֽךָ׃
Onur yerine utanca doydun; sen de iç ve sünnetsizliğin açığa çıksın; Hashem'in sağ elindeki kâse sana dönecek, onurunun üzerine rezil bir kusmuk gelecek.
17
כִּ֣י חֲמַ֤ס לְבָנוֹן֙ יְכַסֶּ֔ךָּ וְשֹׁ֥ד בְּהֵמ֖וֹת יְחִיתַ֑ן מִדְּמֵ֤י אָדָם֙ וַחֲמַס־אֶ֔רֶץ קִרְיָ֖ה וְכָל־יֹ֥שְׁבֵי בָֽהּ׃
Çünkü Levanon'a yaptığın zorbalık seni örtecek, hayvanları korkutan yıkım da; insan kanı, ülkeye, kente ve orada oturanların hepsine yapılan zorbalık yüzünden.
18
מָה־הוֹעִ֣יל פֶּ֗סֶל כִּ֤י פְסָלוֹ֙ יֹֽצְר֔וֹ מַסֵּכָ֖ה וּמ֣וֹרֶה שָּׁ֑קֶר כִּ֣י בָטַ֞ח יֹצֵ֤ר יִצְרוֹ֙ עָלָ֔יו לַעֲשׂ֖וֹת אֱלִילִ֥ים אִלְּמִֽים׃
Yontucusunun onu yonttuğu oyma putun ne yararı var? Dökme put ve yalan öğretmenin ne yararı var ki, yapıcısı dilsiz putlar yapmak için kendi yaptığına güveniyor?
19
ה֣וֹי אֹמֵ֤ר לָעֵץ֙ הָקִ֔יצָה ע֖וּרִי לְאֶ֣בֶן דּוּמָ֑ם ה֣וּא יוֹרֶ֔ה הִנֵּה־ה֗וּא תָּפוּשׂ֙ זָהָ֣ב וָכֶ֔סֶף וְכָל־ר֖וּחַ אֵ֥ין בְּקִרְבּֽוֹ׃
Vay tahtaya "Uyan!", dilsiz taşa "Kalk!" diyenin başına! O mu öğretecek? İşte altın ve gümüşle kaplanmış, içinde hiç nefes yok.
20
וַיהֹוָ֖ה בְּהֵיכַ֣ל קָדְשׁ֑וֹ הַ֥ס מִפָּנָ֖יו כָּל־הָאָֽרֶץ׃
Hashem ise kutsal Heyhal'indedir; bütün yeryüzü O'nun önünde sussun!