Yehoşua 5יהושע ה
15 ayet, tamamı Türkçe. İbranice bir kelimeye dokunarak gematria değerini görebilirsiniz.
1
וַיְהִ֣י כִשְׁמֹ֣עַ כָּל־מַלְכֵ֣י הָאֱמֹרִ֡י אֲשֶׁר֩ בְּעֵ֨בֶר הַיַּרְדֵּ֜ן יָ֗מָּה וְכָל־מַלְכֵ֤י הַֽכְּנַעֲנִי֙ אֲשֶׁ֣ר עַל־הַיָּ֔ם אֵ֠ת אֲשֶׁר־הוֹבִ֨ישׁ יְהֹוָ֜ה אֶת־מֵ֧י הַיַּרְדֵּ֛ן מִפְּנֵ֥י בְנֵי־יִשְׂרָאֵ֖ל עַד־עָבְרָ֑ם וַיִּמַּ֣ס לְבָבָ֗ם וְלֹא־הָ֨יָה בָ֥ם עוֹד֙ ר֔וּחַ מִפְּנֵ֖י בְּנֵ֥י יִשְׂרָאֵֽל׃
Yarden'in batı yakasındaki bütün Emori kralları ve deniz kıyısındaki bütün Kenaanlı krallar, Hashem'in İsrail oğulları geçinceye dek Yarden'in sularını önlerinde kuruttuğunu duyduklarında yürekleri eridi; İsrail oğulları yüzünden artık onlarda soluk kalmadı.
2
בָּעֵ֣ת הַהִ֗יא אָמַ֤ר יְהֹוָה֙ אֶל־יְהוֹשֻׁ֔עַ עֲשֵׂ֥ה לְךָ֖ חַֽרְב֣וֹת צֻרִ֑ים וְשׁ֛וּב מֹ֥ל אֶת־בְּנֵֽי־יִשְׂרָאֵ֖ל שֵׁנִֽית׃
O zaman Hashem Yehoşua'ya şöyle dedi: "Kendine çakmak taşından bıçaklar yap ve İsrail oğullarını yeniden, ikinci kez sünnet et."
3
וַיַּעַשׂ־ל֥וֹ יְהוֹשֻׁ֖עַ חַֽרְב֣וֹת צֻרִ֑ים וַיָּ֙מָל֙ אֶת־בְּנֵ֣י יִשְׂרָאֵ֔ל אֶל־גִּבְעַ֖ת הָעֲרָלֽוֹת׃
Yehoşua kendine çakmak taşından bıçaklar yaptı ve İsrail oğullarını Givat Haaralot'ta (Sünnet derileri tepesinde) sünnet etti.
4
וְזֶ֥ה הַדָּבָ֖ר אֲשֶׁר־מָ֣ל יְהוֹשֻׁ֑עַ כָּל־הָעָ֣ם הַיֹּצֵא֩ מִמִּצְרַ֨יִם הַזְּכָרִ֜ים כֹּ֣ל ׀ אַנְשֵׁ֣י הַמִּלְחָמָ֗ה מֵ֤תוּ בַמִּדְבָּר֙ בַּדֶּ֔רֶךְ בְּצֵאתָ֖ם מִמִּצְרָֽיִם׃
Yehoşua'nın sünnet etmesinin nedeni şuydu: Mitsrayim'den çıkan bütün halk, erkekler, bütün savaşçılar Mitsrayim'den çıktıktan sonra yolda, çölde ölmüşlerdi.
5
כִּֽי־מֻלִ֣ים הָי֔וּ כָּל־הָעָ֖ם הַיֹּצְאִ֑ים וְכָל־הָ֠עָ֠ם הַיִּלֹּדִ֨ים בַּמִּדְבָּ֥ר בַּדֶּ֛רֶךְ בְּצֵאתָ֥ם מִמִּצְרַ֖יִם לֹא־מָֽלוּ׃
Çünkü çıkan bütün halk sünnetliydi; ama Mitsrayim'den çıktıktan sonra yolda, çölde doğan bütün halkı sünnet etmemişlerdi.
6
כִּ֣י ׀ אַרְבָּעִ֣ים שָׁנָ֗ה הָלְכ֣וּ בְנֵֽי־יִשְׂרָאֵל֮ בַּמִּדְבָּר֒ עַד־תֹּ֨ם כָּל־הַגּ֜וֹי אַנְשֵׁ֤י הַמִּלְחָמָה֙ הַיֹּצְאִ֣ים מִמִּצְרַ֔יִם אֲשֶׁ֥ר לֹא־שָׁמְע֖וּ בְּק֣וֹל יְהֹוָ֑ה אֲשֶׁ֨ר נִשְׁבַּ֤ע יְהֹוָה֙ לָהֶ֔ם לְבִלְתִּ֞י הַרְאוֹתָ֣ם אֶת־הָאָ֗רֶץ אֲשֶׁר֩ נִשְׁבַּ֨ע יְהֹוָ֤ה לַֽאֲבוֹתָם֙ לָ֣תֶת לָ֔נוּ אֶ֛רֶץ זָבַ֥ת חָלָ֖ב וּדְבָֽשׁ׃
Çünkü İsrail oğulları, Mitsrayim'den çıkan savaşçıların bütün ulusu, Hashem'in sesini dinlemedikleri için tükeninceye dek kırk yıl çölde yürüdüler; Hashem'in onlara, atalarına bize vermek için ant içtiği süt ve bal akan ülkeyi göstermeyeceğine ant içtiği.
7
וְאֶת־בְּנֵיהֶם֙ הֵקִ֣ים תַּחְתָּ֔ם אֹתָ֖ם מָ֣ל יְהוֹשֻׁ֑עַ כִּֽי־עֲרֵלִ֣ים הָי֔וּ כִּ֛י לֹֽא־מָ֥לוּ אוֹתָ֖ם בַּדָּֽרֶךְ׃
Onların yerine çıkardığı oğullarını Yehoşua sünnet etti; çünkü sünnetsizdiler; çünkü yolda onları sünnet etmemişlerdi.
8
וַיְהִ֛י כַּאֲשֶׁר־תַּ֥מּוּ כָל־הַגּ֖וֹי לְהִמּ֑וֹל וַיֵּשְׁב֥וּ תַחְתָּ֛ם בַּֽמַּחֲנֶ֖ה עַ֥ד חֲיוֹתָֽם׃
Bütün ulusun sünnet edilmesi bittiğinde, iyileşinceye dek ordugâhta yerlerinde kaldılar.
9
וַיֹּ֤אמֶר יְהֹוָה֙ אֶל־יְהוֹשֻׁ֔עַ הַיּ֗וֹם גַּלּ֛וֹתִי אֶת־חֶרְפַּ֥ת מִצְרַ֖יִם מֵעֲלֵיכֶ֑ם וַיִּקְרָ֞א שֵׁ֣ם הַמָּק֤וֹם הַהוּא֙ גִּלְגָּ֔ל עַ֖ד הַיּ֥וֹם הַזֶּֽה׃
Hashem Yehoşua'ya şöyle dedi: "Bugün Mitsrayim'in utancını üzerinizden yuvarladım (galoti)." Bu yüzden o yere bu güne dek Gilgal adı verildi.
10
וַיַּחֲנ֥וּ בְנֵֽי־יִשְׂרָאֵ֖ל בַּגִּלְגָּ֑ל וַיַּעֲשׂ֣וּ אֶת־הַפֶּ֡סַח בְּאַרְבָּעָה֩ עָשָׂ֨ר י֥וֹם לַחֹ֛דֶשׁ בָּעֶ֖רֶב בְּעַֽרְב֥וֹת יְרִיחֽוֹ׃
İsrail oğulları Gilgal'de konakladılar ve ayın on dördüncü günü akşam Yerihu ovalarında Pesah'ı yaptılar.
11
וַיֹּ֨אכְל֜וּ מֵעֲב֥וּר הָאָ֛רֶץ מִמָּחֳרַ֥ת הַפֶּ֖סַח מַצּ֣וֹת וְקָל֑וּי בְּעֶ֖צֶם הַיּ֥וֹם הַזֶּֽה׃
Pesah'ın ertesi günü ülkenin ürününden, matsa ve kavrulmuş tane yediler; tam o gün.
12
וַיִּשְׁבֹּ֨ת הַמָּ֜ן מִֽמָּחֳרָ֗ת בְּאָכְלָם֙ מֵעֲב֣וּר הָאָ֔רֶץ וְלֹא־הָ֥יָה ע֛וֹד לִבְנֵ֥י יִשְׂרָאֵ֖ל מָ֑ן וַיֹּאכְל֗וּ מִתְּבוּאַת֙ אֶ֣רֶץ כְּנַ֔עַן בַּשָּׁנָ֖ה הַהִֽיא׃
Ülkenin ürününden yedikleri ertesi gün man kesildi; İsrail oğulları için artık man olmadı; o yıl Kenaan ülkesinin ürününden yediler.
13
וַיְהִ֗י בִּֽהְי֣וֹת יְהוֹשֻׁ֘עַ֮ בִּֽירִיחוֹ֒ וַיִּשָּׂ֤א עֵינָיו֙ וַיַּ֔רְא וְהִנֵּה־אִישׁ֙ עֹמֵ֣ד לְנֶגְדּ֔וֹ וְחַרְבּ֥וֹ שְׁלוּפָ֖ה בְּיָד֑וֹ וַיֵּ֨לֶךְ יְהוֹשֻׁ֤עַ אֵלָיו֙ וַיֹּ֣אמֶר ל֔וֹ הֲלָ֥נוּ אַתָּ֖ה אִם־לְצָרֵֽינוּ׃
Yehoşua Yerihu yanındayken gözlerini kaldırıp baktı; işte elinde çekilmiş kılıcıyla karşısında bir adam duruyordu. Yehoşua ona gidip şöyle dedi: "Sen bizden misin, yoksa düşmanlarımızdan mı?"
14
וַיֹּ֣אמֶר ׀ לֹ֗א כִּ֛י אֲנִ֥י שַׂר־צְבָֽא־יְהֹוָ֖ה עַתָּ֣ה בָ֑אתִי וַיִּפֹּל֩ יְהוֹשֻׁ֨עַ אֶל־פָּנָ֥יו אַ֙רְצָה֙ וַיִּשְׁתָּ֔חוּ וַיֹּ֣אמֶר ל֔וֹ מָ֥ה אֲדֹנִ֖י מְדַבֵּ֥ר אֶל־עַבְדּֽוֹ׃
(O) şöyle dedi: "Hayır; ben Hashem'in ordusunun komutanıyım (Raşi: melek Mihael); şimdi geldim." Yehoşua yüzüstü yere kapandı, eğildi ve ona şöyle dedi: "Efendim kuluna ne söylüyor?"
15
וַיֹּ֩אמֶר֩ שַׂר־צְבָ֨א יְהֹוָ֜ה אֶל־יְהוֹשֻׁ֗עַ שַׁל־נַֽעַלְךָ֙ מֵעַ֣ל רַגְלֶ֔ךָ כִּ֣י הַמָּק֗וֹם אֲשֶׁ֥ר אַתָּ֛ה עֹמֵ֥ד עָלָ֖יו קֹ֣דֶשׁ ה֑וּא וַיַּ֥עַשׂ יְהוֹשֻׁ֖עַ כֵּֽן׃
Hashem'in ordusunun komutanı Yehoşua'ya şöyle dedi: "Çarığını ayağından çıkar; çünkü üzerinde durduğun yer kutsaldır." Yehoşua öyle yaptı.