İçeriğe geç

Kutsal metinler / Yehoşua

Yehoşua 9יהושע ט

27 ayet, tamamı Türkçe. İbranice bir kelimeye dokunarak gematria değerini görebilirsiniz.

1
וַיְהִ֣י כִשְׁמֹ֣עַ כָּֽל־הַמְּלָכִ֡ים אֲשֶׁר֩ בְּעֵ֨בֶר הַיַּרְדֵּ֜ן בָּהָ֣ר וּבַשְּׁפֵלָ֗ה וּבְכֹל֙ ח֚וֹף הַיָּ֣ם הַגָּד֔וֹל אֶל־מ֖וּל הַלְּבָנ֑וֹן הַֽחִתִּי֙ וְהָ֣אֱמֹרִ֔י הַֽכְּנַעֲנִי֙ הַפְּרִזִּ֔י הַחִוִּ֖י וְהַיְבוּסִֽי׃
Yarden'in ötesinde, dağda, ovada ve Levanon'a doğru Büyük Deniz'in bütün kıyısında olan bütün krallar, Hitiler, Emoriler, Kenaanlılar, Periziler, Hiviler ve Yevusiler bunu duyunca,
2
וַיִּֽתְקַבְּצ֣וּ יַחְדָּ֔ו לְהִלָּחֵ֥ם עִם־יְהוֹשֻׁ֖עַ וְעִם־יִשְׂרָאֵ֑ל פֶּ֖ה אֶחָֽד׃
Yehoşua'ya ve İsrail'e karşı savaşmak için tek ağızla birlikte toplandılar.
3
וְיֹשְׁבֵ֨י גִבְע֜וֹן שָׁמְע֗וּ אֵת֩ אֲשֶׁ֨ר עָשָׂ֧ה יְהוֹשֻׁ֛עַ לִירִיח֖וֹ וְלָעָֽי׃
Givon'da oturanlar Yehoşua'nın Yerihu'ya ve Ay'a yaptığını duyunca,
4
וַיַּעֲשׂ֤וּ גַם־הֵ֙מָּה֙ בְּעָרְמָ֔ה וַיֵּלְכ֖וּ וַיִּצְטַיָּ֑רוּ וַיִּקְח֞וּ שַׂקִּ֤ים בָּלִים֙ לַחֲמ֣וֹרֵיהֶ֔ם וְנֹאד֥וֹת יַ֙יִן֙ בָּלִ֔ים וּמְבֻקָּעִ֖ים וּמְצֹרָרִֽים׃
onlar da hileyle davrandılar; gidip elçi kılığına girdiler; eşeklerine eskimiş çuvallar, eskimiş, yırtılmış ve yamanmış şarap tulumları aldılar;
5
וּנְעָל֨וֹת בָּל֤וֹת וּמְטֻלָּאוֹת֙ בְּרַגְלֵיהֶ֔ם וּשְׂלָמ֥וֹת בָּל֖וֹת עֲלֵיהֶ֑ם וְכֹל֙ לֶ֣חֶם צֵידָ֔ם יָבֵ֖שׁ הָיָ֥ה נִקֻּדִֽים׃
ayaklarında eskimiş ve yamanmış çarıklar, üzerlerinde eskimiş giysiler vardı; azıklarının bütün ekmeği kurumuş ve küflenmişti.
6
וַיֵּלְכ֧וּ אֶל־יְהוֹשֻׁ֛עַ אֶל־הַֽמַּחֲנֶ֖ה הַגִּלְגָּ֑ל וַיֹּאמְר֨וּ אֵלָ֜יו וְאֶל־אִ֣ישׁ יִשְׂרָאֵ֗ל מֵאֶ֤רֶץ רְחוֹקָה֙ בָּ֔אנוּ וְעַתָּ֖ה כִּרְתוּ־לָ֥נוּ בְרִֽית׃
Gilgal'deki ordugâha, Yehoşua'ya gidip ona ve İsrail adamlarına şöyle dediler: "Uzak bir ülkeden geldik; şimdi bizimle antlaşma yapın."
7
וַיֹּ֥אמֶר אִֽישׁ־יִשְׂרָאֵ֖ל אֶל־הַחִוִּ֑י אוּלַ֗י בְּקִרְבִּי֙ אַתָּ֣ה יוֹשֵׁ֔ב וְאֵ֖יךְ אֶֽכְרָת־לְךָ֥ בְרִֽית׃
İsrail adamları Hivilere şöyle dediler: "Belki aramızda oturuyorsun; seninle nasıl antlaşma yaparız?"
8
וַיֹּאמְר֥וּ אֶל־יְהוֹשֻׁ֖עַ עֲבָדֶ֣יךָֽ אֲנָ֑חְנוּ וַיֹּ֨אמֶר אֲלֵיהֶ֧ם יְהוֹשֻׁ֛עַ מִ֥י אַתֶּ֖ם וּמֵאַ֥יִן תָּבֹֽאוּ׃
Yehoşua'ya şöyle dediler: "Biz senin kullarınız." Yehoşua onlara şöyle dedi: "Siz kimsiniz ve nereden geliyorsunuz?"
9
וַיֹּאמְר֣וּ אֵלָ֗יו מֵאֶ֨רֶץ רְחוֹקָ֤ה מְאֹד֙ בָּ֣אוּ עֲבָדֶ֔יךָ לְשֵׁ֖ם יְהֹוָ֣ה אֱלֹהֶ֑יךָ כִּי־שָׁמַ֣עְנוּ שָׁמְע֔וֹ וְאֵ֛ת כָּל־אֲשֶׁ֥ר עָשָׂ֖ה בְּמִצְרָֽיִם׃
Ona şöyle dediler: "Kulların Elokim'in Hashem'in adı yüzünden çok uzak bir ülkeden geldiler; çünkü O'nun ününü ve Mitsrayim'de yaptığı her şeyi duyduk;
10
וְאֵ֣ת ׀ כָּל־אֲשֶׁ֣ר עָשָׂ֗ה לִשְׁנֵי֙ מַלְכֵ֣י הָאֱמֹרִ֔י אֲשֶׁ֖ר בְּעֵ֣בֶר הַיַּרְדֵּ֑ן לְסִיחוֹן֙ מֶ֣לֶךְ חֶשְׁבּ֔וֹן וּלְע֥וֹג מֶלֶךְ־הַבָּשָׁ֖ן אֲשֶׁ֥ר בְּעַשְׁתָּרֽוֹת׃
Yarden'in ötesindeki iki Emori kralına, Heşbon kralı Sihon'a ve Aştarot'taki Başan kralı Og'a yaptığı her şeyi.
11
וַיֹּאמְר֣וּ אֵלֵ֡ינוּ זְֽקֵינֵ֩ינוּ֩ וְכָל־יֹשְׁבֵ֨י אַרְצֵ֜נוּ לֵאמֹ֗ר קְח֨וּ בְיֶדְכֶ֤ם צֵידָה֙ לַדֶּ֔רֶךְ וּלְכ֖וּ לִקְרָאתָ֑ם וַאֲמַרְתֶּ֤ם אֲלֵיהֶם֙ עַבְדֵיכֶ֣ם אֲנַ֔חְנוּ וְעַתָּ֖ה כִּרְתוּ־לָ֥נוּ בְרִֽית׃
İhtiyarlarımız ve ülkemizde oturanların hepsi bize şöyle dediler: 'Yol için elinize azık alın, onları karşılamaya gidin ve onlara "Biz sizin kullarınızız; şimdi bizimle antlaşma yapın" deyin.'
12
זֶ֣ה ׀ לַחְמֵ֗נוּ חָ֞ם הִצְטַיַּ֤דְנוּ אֹתוֹ֙ מִבָּ֣תֵּ֔ינוּ בְּי֥וֹם צֵאתֵ֖נוּ לָלֶ֣כֶת אֲלֵיכֶ֑ם וְעַתָּה֙ הִנֵּ֣ה יָבֵ֔שׁ וְהָיָ֖ה נִקֻּדִֽים׃
Yanınıza gelmek için çıktığımız gün evlerimizden azık olarak aldığımız bu ekmeğimiz sıcaktı; şimdi işte kurudu ve küflendi.
13
וְאֵ֨לֶּה נֹאד֤וֹת הַיַּ֙יִן֙ אֲשֶׁ֣ר מִלֵּ֣אנוּ חֲדָשִׁ֔ים וְהִנֵּ֖ה הִתְבַּקָּ֑עוּ וְאֵ֤לֶּה שַׂלְמוֹתֵ֙ינוּ֙ וּנְעָלֵ֔ינוּ בָּל֕וּ מֵרֹ֥ב הַדֶּ֖רֶךְ מְאֹֽד׃
Doldurduğumuz bu şarap tulumları yeniydi; işte yırtıldılar; bu giysilerimiz ve çarıklarımız da çok uzun yol yüzünden eskidi."
14
וַיִּקְח֥וּ הָאֲנָשִׁ֖ים מִצֵּידָ֑ם וְאֶת־פִּ֥י יְהֹוָ֖ה לֹ֥א שָׁאָֽלוּ׃
Adamlar azıklarından aldılar; Hashem'in ağzına danışmadılar.
15
וַיַּ֨עַשׂ לָהֶ֤ם יְהוֹשֻׁ֙עַ֙ שָׁל֔וֹם וַיִּכְרֹ֥ת לָהֶ֛ם בְּרִ֖ית לְחַיּוֹתָ֑ם וַיִּשָּׁבְע֣וּ לָהֶ֔ם נְשִׂיאֵ֖י הָעֵדָֽה׃
Yehoşua onlarla barış yaptı; onları sağ bırakmak için onlarla antlaşma yaptı; topluluğun önderleri de onlara ant içtiler.
16
וַיְהִ֗י מִקְצֵה֙ שְׁלֹ֣שֶׁת יָמִ֔ים אַחֲרֵ֕י אֲשֶׁר־כָּרְת֥וּ לָהֶ֖ם בְּרִ֑ית וַֽיִּשְׁמְע֗וּ כִּֽי־קְרֹבִ֥ים הֵם֙ אֵלָ֔יו וּבְקִרְבּ֖וֹ הֵ֥ם יֹשְׁבִֽים׃
Onlarla antlaşma yaptıktan üç gün sonra, onların kendilerine yakın olduklarını ve aralarında oturduklarını duydular.
17
וַיִּסְע֣וּ בְנֵי־יִשְׂרָאֵ֗ל וַיָּבֹ֛אוּ אֶל־עָרֵיהֶ֖ם בַּיּ֣וֹם הַשְּׁלִישִׁ֑י וְעָֽרֵיהֶם֙ גִּבְע֣וֹן וְהַכְּפִירָ֔ה וּבְאֵר֖וֹת וְקִרְיַ֥ת יְעָרִֽים׃
İsrail oğulları yola çıkıp üçüncü gün onların kentlerine geldiler; kentleri Givon, Kefira, Beerot ve Kiryat Yearim'di.
18
וְלֹ֤א הִכּוּם֙ בְּנֵ֣י יִשְׂרָאֵ֔ל כִּֽי־נִשְׁבְּע֤וּ לָהֶם֙ נְשִׂיאֵ֣י הָעֵדָ֔ה בַּֽיהֹוָ֖ה אֱלֹהֵ֣י יִשְׂרָאֵ֑ל וַיִּלֹּ֥נוּ כָל־הָעֵדָ֖ה עַל־הַנְּשִׂיאִֽים׃
İsrail oğulları onları vurmadılar; çünkü topluluğun önderleri onlara İsrail'in Elokim'i Hashem adına ant içmişlerdi. Bütün topluluk önderlere karşı söylendi.
19
וַיֹּאמְר֤וּ כָל־הַנְּשִׂיאִים֙ אֶל־כָּל־הָ֣עֵדָ֔ה אֲנַ֙חְנוּ֙ נִשְׁבַּ֣עְנוּ לָהֶ֔ם בַּיהֹוָ֖ה אֱלֹהֵ֣י יִשְׂרָאֵ֑ל וְעַתָּ֕ה לֹ֥א נוּכַ֖ל לִנְגֹּ֥עַ בָּהֶֽם׃
Bütün önderler bütün topluluğa şöyle dediler: "Biz onlara İsrail'in Elokim'i Hashem adına ant içtik; şimdi onlara dokunamayız.
20
זֹ֛את נַעֲשֶׂ֥ה לָהֶ֖ם וְהַחֲיֵ֣ה אוֹתָ֑ם וְלֹֽא־יִֽהְיֶ֤ה עָלֵ֙ינוּ֙ קֶ֔צֶף עַל־הַשְּׁבוּעָ֖ה אֲשֶׁר־נִשְׁבַּ֥עְנוּ לָהֶֽם׃
Onlara şunu yapacağız: Onları sağ bırakacağız; öyle ki onlara içtiğimiz ant yüzünden üzerimize öfke gelmesin."
21
וַיֹּאמְר֧וּ אֲלֵיהֶ֛ם הַנְּשִׂיאִ֖ים יִֽחְי֑וּ וַ֠יִּֽהְי֠וּ חֹטְבֵ֨י עֵצִ֤ים וְשֹׁאֲבֵי־מַ֙יִם֙ לְכָל־הָ֣עֵדָ֔ה כַּאֲשֶׁ֛ר דִּבְּר֥וּ לָהֶ֖ם הַנְּשִׂיאִֽים׃
Önderler onlara şöyle dediler: "Yaşasınlar." Önderlerin onlara söylediği gibi bütün topluluk için odun kesiciler ve su taşıyıcılar oldular.
22
וַיִּקְרָ֤א לָהֶם֙ יְהוֹשֻׁ֔עַ וַיְדַבֵּ֥ר אֲלֵיהֶ֖ם לֵאמֹ֑ר לָ֩מָּה֩ רִמִּיתֶ֨ם אֹתָ֜נוּ לֵאמֹ֗ר רְחוֹקִ֨ים אֲנַ֤חְנוּ מִכֶּם֙ מְאֹ֔ד וְאַתֶּ֖ם בְּקִרְבֵּ֥נוּ יֹשְׁבִֽים׃
Yehoşua onları çağırıp onlara şöyle dedi: "Aramızda oturduğunuz halde neden 'Biz sizden çok uzağız' diyerek bizi aldattınız?
23
וְעַתָּ֖ה אֲרוּרִ֣ים אַתֶּ֑ם וְלֹא־יִכָּרֵ֨ת מִכֶּ֜ם עֶ֗בֶד וְחֹטְבֵ֥י עֵצִ֛ים וְשֹׁ֥אֲבֵי מַ֖יִם לְבֵ֥ית אֱלֹהָֽי׃
Şimdi lanetlisiniz; aranızdan köle, odun kesici ve Elokim'imin evi için su taşıyıcı olmaktan kesilen olmayacak."
24
וַיַּעֲנ֨וּ אֶת־יְהוֹשֻׁ֜עַ וַיֹּאמְר֗וּ כִּי֩ הֻגֵּ֨ד הֻגַּ֤ד לַעֲבָדֶ֙יךָ֙ אֵת֩ אֲשֶׁ֨ר צִוָּ֜ה יְהֹוָ֤ה אֱלֹהֶ֙יךָ֙ אֶת־מֹשֶׁ֣ה עַבְדּ֔וֹ לָתֵ֤ת לָכֶם֙ אֶת־כָּל־הָאָ֔רֶץ וּלְהַשְׁמִ֛יד אֶת־כָּל־יֹשְׁבֵ֥י הָאָ֖רֶץ מִפְּנֵיכֶ֑ם וַנִּירָ֨א מְאֹ֤ד לְנַפְשֹׁתֵ֙ינוּ֙ מִפְּנֵיכֶ֔ם וַֽנַּעֲשֵׂ֖ה אֶת־הַדָּבָ֥ר הַזֶּֽה׃
Yehoşua'ya karşılık verip şöyle dediler: "Çünkü Elokim'in Hashem'in kulu Moşe'ye bütün ülkeyi size vermeyi ve ülkede oturanların hepsini önünüzden yok etmeyi buyurduğu kullarına kesin olarak bildirildi; sizin yüzünüzden canımız için çok korktuk ve bu şeyi yaptık.
25
וְעַתָּ֖ה הִנְנ֣וּ בְיָדֶ֑ךָ כַּטּ֨וֹב וְכַיָּשָׁ֧ר בְּעֵינֶ֛יךָ לַעֲשׂ֥וֹת לָ֖נוּ עֲשֵֽׂה׃
Şimdi işte elindeyiz; gözünde iyi ve doğru olanı bize yap."
26
וַיַּ֥עַשׂ לָהֶ֖ם כֵּ֑ן וַיַּצֵּ֥ל אוֹתָ֛ם מִיַּ֥ד בְּנֵֽי־יִשְׂרָאֵ֖ל וְלֹ֥א הֲרָגֽוּם׃
(Yehoşua) onlara öyle yaptı; onları İsrail oğullarının elinden kurtardı ve onları öldürmediler.
27
וַיִּתְּנֵ֨ם יְהוֹשֻׁ֜עַ בַּיּ֣וֹם הַה֗וּא חֹטְבֵ֥י עֵצִ֛ים וְשֹׁ֥אֲבֵי מַ֖יִם לָֽעֵדָ֑ה וּלְמִזְבַּ֤ח יְהֹוָה֙ עַד־הַיּ֣וֹם הַזֶּ֔ה אֶל־הַמָּק֖וֹם אֲשֶׁ֥ר יִבְחָֽר׃
O gün Yehoşua onları topluluk için ve Hashem'in mizbeahı için, O'nun seçeceği yerde, odun kesiciler ve su taşıyıcılar yaptı; bu güne dek öyledir.

‹ Önceki bölüm Sonraki bölüm ›